Unilever
15 Unilever çalışanı 122 soru cevapladı.

Şirket Anlatımları

Customer Development Vice President
Unilever’de beni motive eden 2 tane ana başlıktan bahsedebilirim. Birisi kişisel, ikincisi de yine kişisel ama kariyer tarafında. Kariyer tarafında aslında deminden beri anlattığım şeyler var: birçok farklı kategori, bir çok farklı fonksiyon, birçok farklı coğrafya var. Benim Unilever’de edindiğim tecrübeyi edinebilmem için sanırım 13-14 farklı şirkette çalışmam gerekiyordu, spesifik tek bir kategoriyi tek bir işi yapan şirketlerde olsaydım eğer. Bu fevkalade motive edici bir şey, tek bir şirketin içinde bunları yapabilme şansınız var. İkincisi sunduğu öğrenme imkanları, kişisel gelişim bu tip işlerde çok önemli. Özellikle bundan sonra yaşın uzadığı bir dünyada aslında insanların ikinci üçüncü kariyerlere doğru gitmesi konuşulan bir ortamda öğrenmek önemli, size bu öğrenme fırsatlarını sunan bir şirketiniz olması lazım, sizi geliştiren bir şirketinizin olması lazım. Unilever için de çalışanların gelişimi fevkalade önemli. Sizin burada kendinizi geliştirebilmeniz için hatalar yapmanızı kabul edebilen fonksiyonlar da sunabiliyor ayrıca teorik geliştirme anlamında sizin üzerinizde oldukça yüklü bir yatırım yapıyor. Dünya’daki birçok yeni uygulamayı burada ilk siz görüyorsunuz veya Dünya’ya birçok yeni uygulamayı sizin çıkartmanıza da fırsat sağlıyor. Bu ayrıma dikkat etmekte fayda var, Dünya’daki birçok şeyi alıp öğreniyor olabilirsiniz ama bir şirket size Dünya’ya da en iyi örnekleri çıkartabilme konusunda fırsat veriyorsa aslında sizin hata yaparak da olsa bir şeyler ortaya çıkarmanızı destekliyor demektir. Bu da kişinin en büyük gelişim araçlarından biridir. Netice itibariyle baktığımız zaman ben hala her gün yeni bir şeyler öğrenmeye devam ettiğim bir şirketteyim 28 sene sonra bile, bu bir şirketin bir şeyleri şekilendirdiğini gösteriyor ben de o şekillendirmenin içerisinde yer almaktan çok heyecan duyuyorum. O yüzden Unilever için hep şunu söylüyorum: mezun vermeyen bir okul, mezun vermek istemeyen bir okul. Unilever öğrenmeyi seven ve sürekli olarak bir şeylerin peşinde koşan insanlara göre diye düşünüyorum. Kişisel olarak da şöyle bir motive edici tarafı var: insanlara ne sunuyoruz diye baktığım zaman onlara iyi beslenmeleri için iyi ürünler sunuyoruz, insanlara kendilerini iyi hissetmeleri için kişisel bakım ürünleri sunuyoruz, insanlara hijyenik bir ortamda yaşayabilmeleri için hizmetler sunuyoruz. Böyle baktığımız zaman ben iyi bir şeyler satıyorum diye düşünüyorum, olumlu bir iş yapıyorum. Bunun yanında bu işleri yaparken söylediğim her şeyin tamamen arkasında olan bir şirkette çalışıyorum. Bu ürün bunu yapar dediğim zaman ben biliyorum ki o iddiayı oraya yazabilmek için bu şirket birçok üniversiteyle çalışmıştır, araştırmalar yapmıştır ondan sonra onu oraya koymuştur. Çıkıp tüketicime bu ürün budur dediğim zaman biliyorum ki arkasında doğru bir yapı var, çok ciddi bir emek var. Sözümün arkasında durduğum, doğru şeyleri yaptığım bir işten bahsediyorum, bu da benim için önemli. Bir diğer nokta da 150 ülke 2 milyarın üzerinde insan dediğiniz zaman o kadar çok insana dokunuyoruz ki… Türkiye bazında oturup hesapladığınız zaman şuanda 7500’ün üzerinde sadece Müşteri Geliştirme tarafıyla ilintili çalışan ekibim var. Bunların aileleri, Unilever’in üretim tesisleri, Unilever’in üretim tesislerine hizmet sağlayan gruplar diye baktığınız zaman milyonlarca insan aslında bir şekilde evlerine ekmek götürebilmeleri konusunda bir ağ oluşturuyor. Bir çok insanın hayatına bu anlamda dokunuyorum. O yüzden oturduğum koltukta da hep aynı şeyi düşünüyorum: bu ağın sorumluluğu var bende sadece kişisel kariyerimin sorumluluğu değil. Böyle baktığınız zaman yaptığınız işte bir anlam olduğunu hissediyorsunuz.
Customer Development Vice President
Unilever insanlarına ve yöneticilerine, çalışanlarına farklı coğrafyalar ve farklı alanlarda çalışma fırsatını sunuyor. Farklı coğrafyalar anlamında ben örneğin Avrupa’da merkezi operasyonlarda görev yaptım. Dolayısıyla bütün Avrupa ülkelerinin tedarik zincirlerini veya lojistik ve planlama taraflarını yönettiğim bir pozisyon söz konusu oldu. Avrupa’nın tamamını tanımak gibi bir şans söz konusuydu. İnsan Kaynakları yaptığım dönemde benzer şekilde Türkiye’nin yanı sıra İran ve Orta Asya’yı yönetmek durumundaydım. Şuanki görevime baktığınız zaman da Türkiye’nin yanı sıra dünya satış boardında temsilciğini yaptım ve stratejik anlamındaki yönetiminden sorumlu olduğum NAMETRUB dediğimiz bir bölge var ki, aslında NAMETRUB baktığınız zaman Rusya, Belarus, Orta Asya, İran, İsrail, Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika’yı kaplayan büyük bir coğrafya. Dolayısıyla bu Unilever’de çalışan insanlar için büyük bir şans diye düşünüyorum. Çünkü netice itibariyle baktığınız zaman farklı farklı fonksiyon ve kategorilerin yanı sıra çok büyük coğrafyaların içerisinde bulunabilme şansları elde ediyorsunuz. Bir dönem Afrika’yı kapsayan boardın ve yönetim ekibinin içerisinde oldum. Bir dönem Türkiye’nin içerisinde olduğu Asya’dan bu tarafa Afrika’yı kapsayan bölgenin yönetim grubunun içerisinde oldum. Dolayısıyla şunu söylemek mümkün diye düşünüyorum: Kuzey Amerika hariç Dünya’nın her tarafına bir şekilde yönetim anlamında bulaşma şansını elde ettim, bu da Unilever’in sağladığı en büyük şanslardan birisi.
Finance Business Partner
Unilever Finans olarak biz globale de raporlamalar yapıyoruz ve Türkiye’ye de raporlamalar yapıyoruz, bu her ay oluyor ve belirli deadlinelarımız var. Bu deadlinelara rapor yetiştirmek bazen, resultımızın çıkmasıyla mesai saatlerimiz uzatabiliyor. Hatta mesai saatleri olmaktan çıkıp mesai günlerine dönüşüyor. Bu sebepten bazı zorlukları var ama önemli olan yine de bunun karşılığını alıyor olabilmek bence. Evet tamam, sabahladım bugün ama ertesi gün bana kimse burda olmak zorundasın ya da Ekin bunu neden yapmadın değil, tam tersi bir teşekkürle geldiğinden dolayı açıkçası bu da motive ediyor. Çünkü ben yeni girdim diye özellikle bu kadar çalıştırılıyorum algısı hiçbir zaman Unilever’de yok, yanımda müdürüm de var direktörüm de var. Hep birlikte çalışıyoruz, takım olmak böyle bir şey olduğundan dolayı zorlukları bir nebze takım olarak da yenebiliyorsun Unilever’de. Sadece bunu söyleyebilirim açıkçası Finansta. Çünkü gerçekten çok rekabetçi bir ortam Unilever, dışarıya karşı rekabet çok fazla var. Bir rekabetin içerisindeyiz ve FMCG’de sürekli rekabetler değişebiliyor o yüzden stresli zamanlarımız oluyor evet, ama bunu bir takım olarak aşabildiğimizden dolayı da bence bu yüzden başarılıyız.
Finance Business Partner
Her girdiğimde neyle karşılaşacağımı bilmiyorum, daha ofiste kapıdan içeri girdiğim zaman bugün acaba nolacak diyerek giriyorum. Bu kesinlikle negatif bir şekilde değil çünkü her gün ben burada yeni bir şey öğreniyorum. Hatta gerçekten ofiste ben dalga geçiyorum bazen, her güne bir bilgi yine yeni bir şey öğrendim diye. Ekip çalışması beni çok motive eden bir şey çünkü ekiple olunca o birlikte çalışmak, birlikte öğrenmek daha güzel ve gelişmek daha güzel bir şey bence. Aynı zamanda beni motive eden en büyük olay burada rol modelleriyle çalışıyorsunuz. Dışarıda normalde bir makale okursun çok beğenirsin, o insan seni etkiler ama orada kalır. Burada gerçekten bizim direktörlerimiz, müdürlerimiz daha da üstlerdeki VPler, gerçekten insanın dışarıda imrendiği insanlarla çalışıyor olması o kadar güzel bir şey ki. Yanındaki insan bile gerçekten sektörde başarılı olmuş ya da okulunda çok başarılı insanlarla çalışmak beni açıkçası mutlu ediyor. Hatta bazen kendimi sorguluyorum, Ekin gerçekten bi şey yapmışsın ki bu insanlarla birlikte çalışıyorsun ve bu bir şans bence. Ortam beni gerçekten çok motive ediyor, Unilever’de çünkü çok arkadaşça bir ortam var. Başka şirketleri bilemem ama gerçekten rekabet yok, çünkü belirli bir structure oturtulmuş vaziyettesin. Geleceğine seni düşünen insanlar direkt feedback vererek, şeffaf feedbackler vererek sana söylüyorlar aslında. Bu yönün kötü ve bu yönünü geliştirmen gerekiyor deniyor, kötü de denmiyor ve senin dışında aslında sana mentörlük yapan bir insan var. İlk olarak insanın kendine koçluk yapması gerekiyor ama dışarıdan da bir support alabilmesi ve bunu her dakika, her saat alabilme şansı Unilever’de çok fazla var, bu da beni çok motive eden şeylerden bir tanesi.
Unilever’de çalıştığım dönem içinde bir kez yurt dışında bulunma şansım oldu, yaklaşık bir 3 yıllık dönem. Global Ar-Ge merkezinde çalıştım orada. Görevli olduğum coğrafyanın direkt kontakt yöneticisi olarak çalıştım. Çok keyifli bir dönemdi, hem kişisel gelişim açısından hem de kariyer açısından. Çünkü global merkezde olduğunuzda bütün dünyada hangi ülkede ne tür innovasyonlar var ve tüm teknolojiler nerede hayata geçiyor görme şansınız daha fazla oluyor, sadece bir ülkede oturmaya nazaran. Dolayısıyla orada ciddi bir network edindim, şuanda hala 18 yılın sonunda birlikte çalıştığım kategorideki arkadaşlarımın çoğu o dönem birlikte başladığımız ve globalde çalıştığımız kişiler. Hem network açısından, şirketin içindeki global yapıyı anlamak açısından, hem de innovasyonun merkezinde olmak açısından çok keyifliydi. Ekipteki bütün arkadaşlarıma mutlaka kariyerlerinin erken safhalarında yurt dışı tecrübesi edinmelerini öneriyorum, zaten böyle imkanlar var bunları kullanıyor olmak çok önemli.
18 yıldır Unilever’deyim, hiç sıkılmadım. Beni en çok motive eden şey uluslararası bir ortamda olmak. Unilever insana çok değer veriyor, en önde hep insan geliyor, dolayısıyla bu çok çok önemli. Artı yaptığım işi çok seviyorum ve hiçbir zaman işim monoton değil, benim en büyük motivasyonum bu herhalde. Sürekli yeni bir proje, yeni bir marka; biri bitiyor bir yenisi başlıyor, yeni bir rakip, yeni bir coğrafya. Dolayısıyla her zaman yeni bir şey öğrenmeye devam ediyorum 18 sene geçmesine rağmen. Her gün yeni bir şey öğreniyorum, şuanda yeni bir pazara çıkmak için bir projemiz var mesela. Gidip oradaki tüketicilerle konuşuyoruz, alışkanlıkları neler onları anlamaya çalışıyoruz ki istediklerine uygun bir ürün çıkarabilelim rafa. Dolayısıyla hiçbir zaman sıkılmadım, Dünya’nın neresine gidersem gideyim her ülkede bir kontağım var, hem arkadaşlık anlamında hem iş anlamında. Bu da çok büyük bir keyif. Uluslararası ortamda olmak çok güzel, farklı kültürlerden ekip arkadaşlarım var, bizim coğrafyada yaklaşık 35 ülkeden sorumluyum şuanda. 35 ülkenin tüketicileri her ülkede oturan ekip arkadaşlarım. Herbirini tanımak ayrı bir kişisel gelişim aynı zamanda mesleki gelişim. Dolayısıyla hiç sıkılmadım herhalde sıkılmam bundan sonra da.
Finance Director
Klasik bir cevap olabilir ama insanına ve çalışanına verdiği değer benim için çok önemli, bana gerçekten 11 sene boyunca çok değer verdiğini hissettirdi. Çünkü çok genç yaşta, çok ciddi sorumluluklar verdi, çok farklı departmanlarda ben burada çalışmak istiyorum dediğimde mutlaka bana o kariyer imkanını sundu ve çok farklı deneyimler kazanma imkanı buldum. Aslında orada uzmanlığım olmamasına rağmen yönetici görevine oturdum ve çok ciddi deneyimler kazandım. Bence bu imkanı sunuyor olması benim için ilk numarada önemli. İkincisi çok dinamik ve genç bir ekip, bu benim için çok önemli. Ben 11 senedir çalışıyorum ama ekibim o kadar genç ki ben her gün işe geldiğimde kendimi daha 1-2 sene önce üniversiteden mezun olmuş gibi hissediyorum. Onlarla çok vakit geçiriyorum, bence ekibin dinamik ve genç olması beni motive eden faktörlerden biri. Bir diğeri de gerçekten Unilever’in bir şey yaptığı zaman, gerçekten işinin bütün değer yargılarının, değer setinin işin yapılış şekline entegre etmesi. Bu sürdürebilirlik olabilir, diversity ajandası olabilir, yapmış olmak için değil gerçekten bunu yapmak istediği için ve işine katkısına inandığı için değerlerinin içine entegre ederek bu ajandaları yürütüyor olması da beni motive eden faktörlerden biri.
Finance Director
Unilever’de Finans yapısı aslında temel olarak üçe ayrılıyor, ilk alan business partnerlık dediğim alan, iş ortaklığı diye açabiliriz. İş ortaklığı ne demek, şirketin içinde pazarlama, satış, tedarik zinciri gibi farklı departmanlar var, bu departmanlara aslında iş ortaklığı yapıyoruz yani o departmanlara destek veren ekipleriz. Diyelim ki kategori finans ekibindesiniz ve kişisel bakım kategorisinden örnek verelim, o kategorideki marka ekiplerine her türlü aslında finansal desteği biz veriyoruz. Bunlar neler olabilir: forecastlerin yapılması, geçmiş ayki performansın analizlerinin yapılması, bu analizlere göre marka yatırımlarının dinamik olarak yönlendirilmesi, hangi markaya ne kadar yatırım yapsak ne kadar return alabiliriz ya da karlı büyümek için bu markanın neyi farklı yapması lazım, doğru fiyat stratejisi ne olmalı, değişen makroekonomik koşullara göre kategoriler nasıl aksiyonlar almalılar... Aslında iş ortakları kategori anlamında bu tip yönlendirmeler yapıyorlar. Onun dışında satış ekibine destek veren ekiplerimiz var, aynı şekilde tedarik zincirine destek veren ekiplerimiz var. Tedarik sürecine destek veriyorsa aslında biraz daha maliyete odaklanıyor, satış ekibine destek veriyorsa biraz daha müşteri, kanal lensiyle ekibe destek veriyor, kategori tarafındaysa da dediğim gibi market ekiplerine destek veriyor. Bu bizim business partnerlık dediğimiz aslında işin biraz daha güzel görünen tarafı. Bir de onun dışında aslında muhasebe diye bildiğimiz, muhasebe ve bilgi sistemleri bölümümüz var, bu da tabii ki işin mutfağı. Aslında bütün operasyonlar orada yürüyor ve bizim bütün sonuçlarımız da oradan geçen operasyonlar sonucu elde ediliyor. O yüzden muhasebe bilgi sistemleri aslında aynı derecede önemli bir bölüm bizim için. Bir de üçüncü bölümümüz var bu da aslında uzmanlık hizmetleri dediğimiz biraz daha ekspertiz işlerin olduğu bölüm. Bu bölümün altında da hazine, vergi, sigorta, emeklilik planları, risk yönetimi ve internal control dediğimiz iç kontrol ekiplerinin olduğu alanlar. Doğru bir finans kariyeri için aslında bu üç departmanda da deneyim kazanmak çok önemli. Ben de Finans Direktörü olmadan önce gerçekten bu üç alanda da deneyim kazanmak için rotamı bu şekilde çizdim. Hem iş ortaklığı yaptım, hem uzmanlık hizmetleri dediğimiz vergi, hazine tarafında deneyim kazandım. Bir de muhasebe ve bilgi sistemlerini de aynı şekilde hazine görevini yaparken dahil olduğum projelerle aslında görme fırsatı elde edindim. Sadece bir tarafta odaklanmayı istemiyoruz bu anlamda, üç tarafı da görüp donanımlı ve iyi bir Finans Direktörü olmasına çalışıyoruz aslında ekibimizin. Uzun vadeli yolda da çeşitli finans direktörlük görevleri yaparak iyi bir CFO olmak diyebilirim finans kariyeri için.
Finance Director
Öncelikle Unilever için de çok önemli olan birkaç özelliğin mutlaka olmasını biz de arıyoruz ve daha sonra da yan üç dört tane farklı özellik arıyoruz. Bence ilki integrity dediğimiz aslında etik değerlerinin olması, bu tabii ki Unilever için aradığımız ortak bir özellik. Onun dışında analitik becerilerinin çok kuvvetli olmasını bekliyoruz çünkü gerçekten çok kompleks datayla uğraşıyoruz ve bu kompleks datadan bu kadar dinamik bir sektörde çok kısa zamanda anlamlı sonuçlar çıkarmasını bekliyoruz. O yüzden uzun saatler excel karşısında geçirdiğimiz zamanlar da oluyor ama aynı zamanda bir gün 8 saat toplantılarda geçirdiğin zamanlar da oluyor. O yüzden analitik beceri gerçekten aradığımız top özelliklerden biri diyebilirim. Analitik beceri dışında finans oryantasyonu, finans motivasyonu olması gerçekten çok önemli. Ne istediğini iyi bilen insanların aslında finansı seçmesini istiyoruz, daha sonra hayal kırıklığı olmaması açısından. Onun dışında çok dinamik olması lazım, değişime açık olması lazım çünkü FMCG sektörü gerçekten çok dinamik. Bir hafta sonu rakip tamamen farklı bir promosyona dönebiliyor, sizin aslında bir aydır yaptığınız stratejiyi bu hafta sonu gelişen olaylara göre ya da rakibin yaptığı bir zamma göre hemen değiştirebiliyor ve kendinizi adapte edebiliyor olmanız lazım. Bu analizleri çok hızlı yapıp hemen yönetime destek oluyor olmanız lazım. O yüzden dinamik ortama ayak uydurabilmek, değişime açık olmak da çok önemli. Onun dışında tabiki ekip çalışmasına yatkınlık, dediğim gibi çok farklı departmanla çalışıyoruz: tedarik zinciri, satış, pazarlama, satın alma, CMA, AR-GE. Bütün departmanlarla mutlaka gün içinde bir rölasyonumuz oluyor o yüzden de ekip çalışması gerçekten çok önemli, ona çok önem veriyor olmak lazım. Ayrıca proaktiflik; yani dediğim gibi daha önceden makroekonomik trendler, müşteri trendleri, tüketici trendlerini gözlemleyip bunun şirkete ve kategoriye nasıl riskler ve fırsatlar doğurabileceğini materyalize edebilmek, bunu önden görüp de sinyali verip insanları o doğrultuda yönlendirebilmek aslında aradığımız özellikler arasında.
Finance Director
Ben Unilever’de 2004 yılında Koç Üniversitesi’nden mezun olduktan 1 hafta sonra işe başladım, çok hızlı bir giriş oldu iş hayatına. Selection Board dediğimiz süreçten geçerek, finansta MT olarak işe başladım. 11 yıllık da bir kariyerim var, hepsi finansta geçti. İlk başta ne tip işler yaptım diye bakarsak da, aslında ilk başta işe gıda kategorisinde Business Partner olarak başladım. 3 sene burada çalıştıktan sonra bu sefer beni bölgesel bir göreve atadılar, saç kategorisinin Bölgesel Finans Müdürü olarak 2,5-3 sene devam ettim, o da farklı bir deneyimdi çünkü ilk defa yönetici koltuğuna oturuyordum ama patronum Bangkok’taydı. Ekibimden biri Güney Afrika’da biri Dubai’de oturuyordu. Hiç ekip yönetmemişken böyle büyük bir challangeın içine girmiş oldum aslında. Benim için mükemmel bir deneyim oldu. Bu işten sonra tekrar Türkiye’ye döndüm ve bu sefer yine hiç bilmediğim Hazine Vergi Müdürlüğüne atandım. Vergiyi en son üniversitede muhasebe derslerinden hatırlıyordum ama şirketin güzel taraflarından bir tanesi de bu gerçekten, bilmediğiniz bir alanda bile yöneticilik yeteneklerinize güvendiği için sizi yönetici koltuğuna oturtabiliyorlar. Hazine ve vergi de bu anlamda benim için çok büyük bir deneyim oldu. Gerçekten temel uzmanlık alanı finans olan bir iş yapmış oldum. Ondan sonra tekrar kategoriye geri dönmek istiyordum, bu sefer de kişisel bakım kategorisinde finans müdürü olarak çalıştım. Kişisel bakım geçmişte çok da iyi büyümeyen bir kategorimizdi ama son 3 senedir gerçekten çok ciddi büyümelere ulaştı, karlı büyüyor. Bu stratejinin oluşturulmasında 3 sene çok ciddi görev aldım. Kişisel bakımı tamamladıktan sonra bu sefer ev ve kişisel bakım kategorisi sorumluluğu bana verildi ve en son 1 sene önce aynı kategoride Finans Direktörü oldum.